|
TANIŞMA
Eğer
bir gün,
Yüzünün
renginden ötürü
Çıkarsan mahkemeye,
“Vallahi kalıtımdan oldu” diye,
Korkma,
ben sana tanıklık ederim.
İnsanların, yüzlerinin rengi
başka başka da olsa,
gözyaşlarının rengi hep aynıdır.
Ne bir
kelimede anlaştılar,
Ne aynı
avuçtan su paylaştılar.
Yalnızca gözyaşında,
Bir de
kahkaha da buluştular.
Yer
tanık olsun, gök tanık olsun,
Bütün
doğmuşlarla ve doğacaklarla
tanışmak mümkün.
Akıllarda ve yüreklerde göz göze geldik bugün.
Bin yıl
önceden bana selam söylediler;
Bin yıl
önceki anneler, annemden az mı sevdiler?
Üstün Dökmen
|
|
İLETİŞİM
NEDİR? |
|
|
Hoben, iletişimi konuşma ve sözel semboller olarak görmüş,
“düşünce ve görüşlerin sözlü olarak karşılıklı alışverişidir’’
biçiminde tanımlamıştır.
Andersen, anlama olarak görmüş “iletişim bizim
başkalarını, başkalarının da bizi anlamalarına yarayan bir
süreçtir’’ demiştir.
Barnlund, iletişimin etkili olabilmek, benliği
savunabilmek ve güçlü kılabilmek için belirsizliklerin
azaltılması ihtiyacını gidermek çabasından kaynaklandığını dile
getirmektedir.
Berelso ve Steiner, iletişimin bir süreç olduğunu
vurgulamışlar, “sözcüklerin, resimlerin, figürlerin,
grafiklerin, vb. sembollerin kullanılarak bilgi, düşünce, duygu
ve becerilerin aktarılması süreci’’ olarak tanımlamışlardır.
Fringes, iletişimi organizmanın bir
uyarana verdiği bir tepki olarak görmüştür.
Miller, davranış yönüyle
ilgilenerek “bir kaynağın
davranışlarını kasıtlı biçimde etkilemek üzere bir alıcıya
mesajlar iletmesi’’ olduğunu söylemiştir.
Bazılarına göre iletişim, bir zihnin diğer zihinleri
etkileme yollarının tümüdür ve sadece yazılı ve sözlü
konuşmaları değil, müzik, resim, heykel, tiyatro, bale, dans
gibi bütün insan davranışlarını içine alır.
Mead, iletişimin bir etkileşim, bir ilişki ve bir
toplumsal süreç olduğunu; biyolojik düzeydeki bir etkileşimin
bile iletişim olduğunu belirtmektedir.
İki sistem arasındaki karşılıklı bilgi alışverişine de
iletişim denir.
Bütün bu tanımlardan yola çıkarak
iletişim; “davranış değişikliği meydana getirmek üzere
düşünce, bilgi, duygu, tutum ve becerilerin paylaşılması
sürecidir.’’
Kısaca
iletişimi, “bilgi
üretme, aktarma ve anlamlandırma süreci ‘’ olarak
tanımlayabiliriz.
Bu durumda pek çok etkinlik iletişim sayılacaktır.
Örneğin; iki insanın karşılıklı konuşmasını, arıların bal
bulunan yeri birbirlerine bildirmelerini de iletişim kabul
edebiliriz.
|
|
|
DİL İLETİŞİM İÇİN KULLANILIR
Bireyler
günlük yaşantılarında birbirleriyle olan alışverişlerinde pek
çok değişik amaçla dili kullanırlar: İlişki kurma, koruma, bilgi
edinme, bilgi aktarma, istek belirtme, amaçlara ulaşma. Tüm
bunlar değişik durum ve ortamlarda değişik anlatım yollarını
gerektirir. Daha açık bir anlatımla, birey amacına, ortama ve
duruma göre dinleyicinin koşul ve beklentilerini de dikkate
alarak farklı dil kullanımları sergileyebilir. Aynı şeyleri
farklı biçimlerde anlatma olanağı vardır. Sözgelimi, su
gereksinmemizi gidermek için kullanacağımız dil evde, okulda,
lokanta da bulunuşumuza, buradaki kişilerin bize olan
yakınlıkları, samimiyetleri ve konumlarına göre
farklılaşacaktır. Her birey toplumsal durumu, konumu yaşı,
cinsiyeti, evreni algılayış biçimi, öğrenim düzeyi gibi
etkenlere bağlı olarak belirli dil türü dağarcığına sahiptir.
İşlevsel dil türü ya da deyiş biçimleri, işyerindeki koşullara,
bilimsel bir toplantı v.b. resmi ve resmi olmayan ortamlara,
meslektaşlarımızla kullandığımız dile göre farklılaşabilir. Bu
farklılıklar politika dili, hukuk dili, tıp dili gibi farklı dil
türleri kullanımı da olanaklı kılar.
Dil,
iletişimi gerçekleştirmek amacıyla evrene ilişkin düşüncelerin
uzlaşımsal göstergelerle dizgelenerek kullanıldığı bir araçtır.
Özetleyecek
olursak, yukarıdaki özelliklere sahip her iletişim aracı dil
olabilir. Dünya üzerinde konuşulan 4000 dolaylarında dil
olduğundan söz edilmektedir. Ancak bu, tüm dillerin sözel olduğu
anlamına gelmemelidir. İşitme engelliler arasında yaygın olarak
kullanılan ve söze dayalı olmayan işaret dili kullanılmaktadır.
Bu, o dilde her göstergeye karşılık bir devinim olduğunu
gösterir ve yine yalnızca o dili kullananların uzlaşımı sonucu
ortaya çıkmıştır.
İnsanoğlu,
iletişim gereksinimi gidermek için kendi duyuları tarafından
alınıp algılayabilecek ve alıcı birime olabildiğince birebir
aktarılabilecek özellikler taşıyabilen bir araç yaratmıştır.
Fiziksel, psikolojik ve nöro- fizyolojik bir süreç olarak
tanımlanan konuşma eylemi, insanda işitme ve ses yolu
kullanılarak konuşma işlevinde görev alan bazı organlar
yardımıyla düşüncelerin sesli semboller ile kodlanması olayıdır.
İletişim
sürecinde, gerek kaynak bireyin gerekse hedef bireyin mesajı
kodlama, üretme ve çözümleme için gerekli yetenek ve becerilere
sahip olmaları gerekir. İletişimin gerçekleşmesi sürecinde alıcı
birey, kaynak birey tarafından iletilen mesajları (sessel
uyarıları) alma, çözümleme algılama yeteneklerine sahip
olmalıdır. Basit bir ifadeyle, iyi işitebilmeli, gelen sessel
kodun öğelerini tanıyabilmeli, ayrıştırabilmeli,
sınıflandırabilmeli ve mesajı anlamlandırabilmelidir. Yine aynı
öğeleri gerektiğinde tekrar kullanmak üzere belleğinde belirli
bir düzende saklayabilmelidir.
|

|