|
Öğrenme stillerimiz doğuştan var
olan karakteristik özelliğimizdir. Yaşamımızın her anında ve her
boyutunda davranışlarımızı etkiler. Yürürken, yatarken,
otururken, konuşurken, oynarken, yazarken bizi etkiler ve bu
özelliğimize göre bu eylemleri yaparız.
Biz,
• % 1
tad alarak,
• %
1.5 dokunarak,
• %
3.5 koklayarak
• %
11 işiterek,
• %
83 görerek, öğreniriz.
Yine
biz,
• Okuduklarımızın %10’unu,
• İşittiklerimizin % 20’sini,
• Gördüklerimizin, %30’unu
• Hem
görüp hem işittiklerimizin % 50’sini,
• Söylediklerimizin % 80’ini,
• Davranışlarımız beraber söylediklerimizin % 90’ını hatırlarız.
Yukarıdaki istatistiklerde belirtildiği üzere görmekten,
işitmekten, tad almaktan, koklamaktan ve yapmaktan
bahsedilmektedir. Yani biz genel olarak dokunsal, işitsel ve
görsel olarak öğrenmekteyiz. Eğer sizler öğrenme biçiminizi
tanır ve buna uygun bir şekilde çalışma stratejinizi
belirlerseniz başarılı olma ihtimaliniz daha yüksek olacaktır.
Görsel
Görseller,
özel yaşamlarında genellikle düzenli ve titizdir. Karışıklık ve
dağınıklıktan rahatsız olurlar. Dağınık bir masada çalışamazlar,
önce masayı kendilerine göre düzenlerler, daha sonra çalışmaya
başlarlar. Kalem, silgi, kalemtıraş gibi araçlar için sıra veya
masada kendilerine göre yerler belirlerler ve bu araç gereçleri
hep bu yerlerde tutarlar. Çantaları, dolapları her zaman
düzenlidir. Yazmayı sevmeseler bile defterlerini düzenli ve
itinalı kullanırlar. Defterlerinin köşeleri kıvrılmaz,
kıvrılırsa da ataç takarak bu kıvrılmayı önlemek için gayret
gösterirler. Bu özelliklerinden dolayı, evde büyükleri, okulda
da öğretmenleri
tarafından takdir
edilirler. Hatta, pek fark edilmese de diğer öğrencilere göre
daha el üstünde tutulur, örnek gösterilirler.
Düz anlatım dediğimiz (okullarda
öğretmenin ya da bir öğrencinin dersi anlatması) öğretim
yönteminden yeterince yararlanamazlar. Tam olarak anlamaları
için dersin mutlaka görsel malzemeler ile desteklenmesi gerekir.
Harita, poster, şema, grafik gibi görsel araçlarla kolay
öğrenirler ve bu araçlarla öğrendiklerini kolay hatırlarlar.
Öğrendikleri konuları gözlerinin önüne getirerek hatırlamaya
çalışırlar.
İşitsel
İşitseller,
küçük yaşlarda kendi kendilerine konuşurlar. Ses ve müziğe
duyarlıdırlar. Sohbet etmeyi, birileri ile çalışmayı severler.
Genellikle ahenkli ve güzel konuşurlar. Yabancı dil öğreniminde
(konuşma ve dinleme becerilerinde) başarılıdırlar.
İlkokul 1 ve 2. sınıflarda kendi
kendine konuşmaları nedeniyle öğretmeni dinleyemezler, bu
özellikleri nedeniyle, işittiklerini daha iyi anlama
özelliklerine rağmen bu şanslarım kaybederler. Gözle okuma
esnasında hiçbir şey anlamayabilirler. Bu nedenle en azından
kendi kulağının duyabileceği bir sesle okumalarına izin
verilmelidir. İşittiklerini daha iyi anlarlar. Daha çok
konuşarak, tartışarak öğrenirler. Bilgi alırken dinlemeyi,
okumaya tercih ederler. Olay ve kavramları birinin anlatması ile
daha iyi anlarlar. Grup ve ikili çalışmalarda konuşma ve dinleme
olanakları olduğu için iyi öğrenirler.
Hatırlamak istediklerini, birisi
kendilerine anlatıyor ya da söylüyormuş gibi işiterek
hatırlarlar.
Kinestetik/Dokunsal
Dokunsallar
oldukça hareketli olur. Sınıfta yerlerinde duramazlar. Sürekli
hareket halindedirler. Tahtayı silmek, pencereyi açmak, kapıyı
örtmek, tebeşir getirmek hep onların görevi olsun isterler. Uzun
müddet oturmaya zorlanırlarsa derste ne olup bittiğini de
anlamaz hale gelebilirler. Bu hareketlilik, uygun işlere
yönlendirilmezse genelde sınıfta problem çıkarırlar.
Tahta-tebeşir-anlatım ders işleme sisteminden en az
yararlananlar onlardır. Bu nedenlerden dolayı da yaramaz, tembel
olarak tanımlanabilirler ya da zeki olmadıkları ileri
sürülebilir.
Öğrenebilmeleri için mutlaka
ellerini kullanacakları, yaparak-yaşayarak öğrenme dediğimiz
öğrenme tekniklerinin uygulanması gerekir. Sınıf yerine okul
bahçesi veya laboratuarda dokunarak, ellerini kullanarak
olayların içinde yaşayarak çok daha iyi öğrenirler.
|