CANIM ÖĞRETMENİM

— Bu röportajım sayesinde emekli bir öğretmen aynı zamanda da akrabam olan Necibe ÇETİNKAYA’yı daha yakından tanıma fırsatı buldum. Onun sayesinde kutsal öğretmenlik mesleğinin zorluklarını ve daha önemli olan güzel taraflarını öğrendim. Uzun yıllar bu güzel meslekle uğraşmış, öğrencilerine bir öğretmen, bir arkadaş, bir anne sevgisiyle yaklaşmış öğretmenimizi tanıyacağız.

—Sizi tanıyabilir miyiz?

— Adım Necibe ÇETİNKAYA.  1954 yılında Eskişehir’ de dünyaya geldim. Ailemin ilk çocuğuyum, ilk orta tahsilimi Eskişehir’de tamamladım. Daha sonra Kütahya Öğretmen Okulu’nu kazandım ve yatılı olarak üç yıl orada okudum. Mezun olunca tayinim Trabzon’un Of ilçesinin Bölümlü Köyü’ne çıktı. Fakat bu arada Üniversite sınavlarına girmiştim. Sınavı kazanınca Kütahya’ da göreve başlamadan ayrıldım. Tekrar öğrencilik yıllarına geri döndüm.

— Öğretmenlik mesleğini seçme nedeniniz nedir?

— Aslında hedefim Mimar olmaktı fakat babam dışarı göndermediği için Eskişehir’ de okumak zorunda kaldım. İyi ki burada okumuşum düyanın en kutsal mesleğini yaptım ve gurur duyuyorum.

  Öğretmenliğinizin ilk gününü anlatır mısınız?

— O duygu anlatılmaz ancak yaşamak lazım. Okula gittiğim ilk gün pırıl pırıl gözlerle bana bakan öğrencilerimi gördüm. Benim kadar onlarda heyecanlıydı. Çünkü 1. sınıfa daha yeni başlıyorlardı. Ben mesleğimde yeniydim onlar öğrencilikte yeniydiler. Bende bir şeyler öğretme heyecanı onlarda bir şeyler öğrenebilme heyecanı vardı. 3. sınıfa kadar bende heyecan hiç kaybolmadı diyebilirim. O minik yüreklerin benden öğreneceği çok şeyler vardı. Ben de elimden geldiğince çok şeyler öğrettiğime inanıyorum. Bu meslek sorumluluk isteyen bir meslek, başını yastığa koyduğun zaman ‘ ben bu gün gerçekten öğretebildiğimin en üst seviyesini öğrencilerime verdim ‘ diyebiliyorsam işte o zaman huzurla uyuyabilirsin. Ben mesleğim boyunca hep huzurla uyudum.

  — Mesleğinizin zorlukları var mıydı?

 Olmaz mı? Bir kere ilkokul öğretmenliğimi saymazsak 20 yıl lisede öğretmenlik yaptım. Lisedeki öğrenciler tam gelişme çağındaki öğrenciler. Onlara hem anne-baba hem de öğretmen olmak zorundasın. Ders anlatımının yanı sıra onların hem kişisel hem de ailevi problemleriyle uğraşıyorsun. Yani mesleğe hazırlanmanın yanı sıra aynı zamanda da sosyal hayata hazırlıyorsun. Bu kadar ağır sorumluluk isteyen başka bir meslek daha düşünemiyorum.

Unutamadığınız anılarınız var mı?

Çok. Aslında öğretmenlerin her günü unutamadığı anılarla doludur çünkü her gün yeni ve farklı bir güne başlıyorsun. Ben şimdi burada yirmi üç yıllık meslek hayatımda anılarımı anlatmaya kalksam ne senin bunu dinlemeye ne de benim anlatmaya gücüm yeter. Sende öğrencisin bunu biliyorsun. Hiçbir gününün diğerleriyle aynı zamanı var mı?

 —Mesleğinizle ilgili sizi mutlu eden şeyler nelerdir?

Bir kere öğrencilerin hiç bilmediği şeyleri öğretiyorsun. Eğer senin verdiklerini alıyorlarsa işte öğretmenin en mutlu olduğu an o zamandır. Birde öğrenciler bir meslek sahibi olduklarında her yerde karşılaşa biliyorsun. Hastanede, okulda, mağazalarda, bürolarda yani günlük hayatta aklına gelebilecek her yerde. Öğrencilerinle karşılaşmak mümkün. “Hocam nasılsınız?” dediklerinde o mutluluğu anlatmama imkân yok.  Bir de öğretmen kişiyi her şekilde yoğuran insandır. Gerek bilgi açısından gerek kişilik açısından gerekse toplumda yer edinme açısından eğer bunları layıkıyla yapmışsanız vicdanen huzurlu olursunuz.

 

Var tabii. Mesleğimin ilk yıllarında her yönüyle idealist olma gayreti içindeydim. Bu nedenle hatalarım oldu tabii. Mesela öğrencilere disiplinli davranmak adına sertleştiğim anlar oldu. Hatta çileden çıkardıkları zaman 1–2 sefer (sonradan çok pişman olduğum) öğrencilere vurduğumda oldu. Hâlbuki sertlikle hiçbir şeyin halledilemeyeceğini çok iyi biliyordum. Sevgi her kapıyı açan güçlü bir anahtardır. Bu bilinçteydim ama her insan gibi benim de zaaflarım vardı işte. Keşke öğrencilerime karşı zaman zaman sert davranmasaydım dediğim zamanlar oldu.

 — Kutsal öğretmenlik görevine yeni başlamış olanlara tavsiyeniz var mı?

 Dünya sürekli bir değişim içinde ve bu değişim çok hızlı oluyor. Teknoloji sayesinde. Eğer teknolojiye yetişmek ve dünyadaki bu hızlı değişime ayak uydurmak istiyorlarsa çok okumaları gerekir, güncel konuları takip etmeden öğrencilere fazla yaralı olacaklarını düşünmüyorum. Onlar okusunlar ki öğrenciler de onların bilgilerinden faydalanabilsinler. Bilgiye ulaşma ve bunu öğrencileriyle paylaşma noktasında da teknolojiyle barışık olmaları gerekir. Biraz önce söylediğim gibi yıkıcı değil yapıcı olsunlar. Öğrencilerin dertleriyle, sorunlarıyla ilgilensinler. Onlara sevgi ve anlayış göstersinler. Bu çok önemlidir. Bilgi alışverişi barışık olan, birbiriyle iyi anlaşan insanlar arasında daha sağlam ve etkili olur 

 —Bir eğitimci olarak öğrencilerine neler söylemek istersiniz?

—Öğrenciler öğrenmeye karşı son derece istekli olmalıdır. Eğitim uzun vadede sonuç veren bir yatırım olarak görülebilir. Bu sebeple öğrenci sabırlı, sorumluluk sahibi ve derslerde de katılımcı olmalıdır. Büyüklerine karşı saygılı olmalı çok kitap okumalıdır. Kitap dediysem ders kitapları değil sadece. Gündemi takip etsinler, dünyadaki olayları takip etsinler, birbirlerine karşı hoşgörülü ve sevecen olsunlar. Kötü alışkanlıklardan uzak dursunlar. Anne ve baba sözü dinlesinler.

— Bu röportajımızda sizi daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Verdiğiniz bilgiler ve öğütler için çok teşekkür ediyorum.

Dilerim yardımcı olabilmişimdir. Ben de sayenizde geçmiş günlerimi hatırladım. O güzel günlerime bir yolculuk yaptım. Bu çok iyi oldu doğrusu. Günümüzde çok güzel ve faydalı yarışmalar yapılıyor. Okullarda çok güzel etkinlikler düzenleniyor. Çok şanslı öğrencilersiniz. Teşekkür ediyor, eğitim hayatında sana başarılar diliyorum.

               

                                        ÖĞRENCİNİN ADI  : Banu ÇETİNKAYA

                                        OKULU                      : Amasya Bilim ve Sanat Merkezi

                                        NUMARASI               : 5

                                        SINIFI                         : 5