Bu temmuz sabahında erken uyandım. Çok güzel uyumuşum. Esneyerek
gözlerimi açtım. Camı araladım, güzel ve temiz havayı içime çektim.
Elimi, yüzümü yıkadıktan sonra, annemin elleriyle hazırladığı o
nefis kahvaltı sofrasına oturdum. Arkadaşlarım tam zamanında
evimizin ziline bastılar. Oyun vakti gelmişti. Acele bir şekilde
kahvaltı yapıp aşağıya indim.
Sitemizin bahçesi çok güzeldi. Küçük bir dere yatağına kuruluydu
sitemiz. Arkadaşlarımla dereye inip yakartop, saklambaç gibi oyunlar
oynardık. Bugün de öyle oldu. Tam oyuna başlamıştık ki annem ve
ablam beni eve çağırdılar. Ben gitmek istemedim. Bana bir
sürprizleri varmış. Kaç aydan beri gitmek istediğim Yenice’ye
gidecekmişiz. Çok mutlu oldum. Koşar adımlarla merdivenlere
yöneldim.
Hemen hazırlıklara başladık el birliğiyle. Orada sallanmak için hamak ve
güzel sularından faydalanmak için birkaç su bidonu aldık. Bu arada
babam da gelmişti. Arkadaşlarımla vedalaştım sanki gurbete gider
gibi. Yenice çok uzak değildi; ama sekiz yaşındaki bir çocuk için
uzak sayılması gayet normal değil mi sevgili günlük?
Yola koyulduk. Ormanları, bağları, güzel bahçeleri, tarlalaları
seyrederek Yenice’ye vardık. Yeşillikler içinde şırıl şırıl akan
sularıyla Cennet’ten bir köşeydi sanki. Bizden önce insanlar gelip
yerleşmişti bile. Biz de masamızı seçip yerleştik.
Orada güzel bir yemek yedik. Şelaleyi seyrettik. Uluağaç’ın altında aile
boyu fotoğraf çektirdik. Orada sınıf arkadaşımı gördüm. Kardeşim ve
arkadaşımla beraber oyunlar oynadık. Oradan ayrılırken arkadaşım ve
ailesi bizi bağlarına davet ettiler. Bizde onları kıramadık.
Davetlerini kabul ettik
Bağları Yeşilırmak’ın kenarındaydı. Çeşit çeşit ağaçlar vardı. Orada
salıncağa bindik. Top oynadık. Günün nasıl geçtiğini anlamadık.
Akşam olmuştu. Eve gitme vakti gelmişti. 0radan vedalaşarak
ayrıldık. Yine Ormanları, bağları, güzel bahçeleri, tarlaları
seyrederek eve geldik.
Arkadaşlarım aşağıda halen oynuyorlardı. Annemden biraz aşağıda durmak
için izin aldım. Annem akşam olduğu için izin vermek istemedi.
Arkadaşlarım da biraz yalvarınca annem ikna oldu. Sitemiz çok
güvenliydi. Daha doğrusu güvenli bir şehirde yaşıyorduk.
Arkadaşlarıma gittiğim yerleri, salıncağa binmemizi, fotoğraf
çekinmemizi, hepsini teker teker anlattım. Onlarda en kısa zamanda
gitmek istediklerini söylediler.
Arkadaşlarımla oyun oynadık. Top oynarken, topumuz dereye kaçtı. Dereye
inip topumuzu aldık. Ablam yemek yemeğe çağırdı. Evimize çıkıp,
elimi, yüzümü yıkayıp sofraya oturduk. Annem her zamanki gibi güzel
yemekler yapmıştı. Çok yorgundum. Biraz dinlendik. Hava çok güzeldi.
Dolaşmaya çıktık. Şimdi de dondurma faslı başlıyordu. Yalıboyu
Evleri’nin karşısındaki gezi yoluna doğru yürümeye başladık
Geze geze çarşıya geldik. Yeşilırmak kenarındaki gezi yolunda
mola verdik. Padişahların hayatlarını okuduk. Irmağı seyrettik.
Babam bize dondurma aldı. Banklarda oturduk. Kardeşim ve ben yol
boyunca koşturduk. Dondurmalarımız elimizde akşamın tadını çıkara
çıkara evimize döndük.
Çok yorulmuştuk. Kardeşim ve annem hemen uyudular. Ben babamla biraz
oturdum. Uykum geldi; birazdan yatacağım. Bir an düşündüm: “ Acaba
başka bir şehirde olsaydım, böyle bir günü yaşayabilir miydim? ”
Televizyonlarda gördüğüm ürkütücü haberler geldi gözümün önüne.
Mümkün değil! Amasya’da çocuk olduğum için çok şanslıyım.
Sevgili günlük, Amasya’da çocuk olmak gerçekten çok güzel!