FEN VE TEKNOLOJİ ÖĞRETİMİ” İLE ASTRONOMİNİN İLİŞKİSİ*

 Bir ülkenin kalkınması ve modern bir sanayi toplumu olabilmesi, her şeyden önce bilimsel ve teknik insan gücüne sahip olması ile mümkündür. Bu nedenle, modern toplumların eğitim sistemleri içerisinde “Fen ve Teknoloji Öğretimi” anahtar öneme sahiptir. Buna paralel olarak, günlük yaşamdaki teknolojik gelişmeleri algılayıp, yorumlayabilen, hipotez kurabilen,... kısacası “fen okuryazarı” bireylerin yetiştirilebilmesi ise: a) nitelikli fen ve teknoloji öğretmenini yetiştirilmesini, b) fen ve teknoloji müfredatlarının çağın gereksinimleri ve yeni öğretim yöntemleri ile güncellenmesini,  c) uygun eğitim ortamlarının oluşturulmasını zorunlu hale getirmektedir. Çünkü fen bilimlerini diğer bilimlerden ayıran en önemli özellik; öncelikle deneye, gözleme, keşfe önem vererek soru sorma, araştırma yapma becerilerini geliştirme ve ortaya çıkan sonuçları yorumlayabilme olanağı sağlamasıdır.

Bilim ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüzde fen ve teknoloji öğretimi çok farklı teknik ve yöntemlerle gerçekleştirilmektedir. Öte yandan, son yıllarda eğitimdeki tüm çağdaş yaklaşımlara rağmen, fen ve teknoloji öğretimi gelişmiş ülkelerinde içerisinde bulunduğu (İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa) pek çok ülkede net bir çözüm bulabilmiş değildir. Benzer şekilde ülkemizde de, Fen ve Teknoloji öğretimindeki başarımız, diğer bilim dalları ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılıkla en alt sırada kalmaktadır. Bunun en basit göstergesi olarak ise, öğrencilerimizin gerek ulusal (OKS, ÖSS) gerekse uluslararası (TIMSS-R) düzeyde katılmış oldukları sınavlarda fen sorularına verdikleri doğru cevap yüzdelerinin son derece düşük olması gösterilebilir. Bu başarısızlığın nedenleri uzun yıllardan beri tartışılmaktadır. Fakat, çözüm yolu noktasında bizleri başarıya götürecek net bir kulvarda yürüdüğümüzü söyleyebilmek için henüz erken olduğu düşüncesindeyim. Ancak, son yıllarda “nitelikli fen ve teknoloji öğretmeni” yetiştirilmesi noktasında Eğitim Fakülteleri bünyesinde köklü bazı değişikliklerin olduğunu, okullarımızda “fen ve teknoloji laboratuarlarının” desteklendiğini ve “müfredat çalışmaları” üzerinde ise yoğun çalışmaların olduğunu hatırlatmakta fayda vardır. Öte yandan, bu yazıda ise, fen ve teknoloji öğretimini öğrencilere daha cazip kılacak lokomotif yollardan biri olan Astronomi eğitimi tartışılmıştır.

Yakın bir tarihsel süreç içerisinde, fen ve matematik gibi temel bilimlerden öğrencilerin net bir başarısızlığının görüldüğü ve bu bilim dallarından kaçışın hızlandığı dönemlerde “Astronomi” lokomotif bir rol üstlenmiştir. Astronomi görsel zenginliği ve geniş uygulama alanı ile Fen ve Teknoloji eğitimi içerisine adapte edilmeye çalışılmıştır. Peki “Neden Astronomi, fen ve teknoloji eğitiminde katalizör olarak  seçilmiştir?”. Çünkü, Amerika’da araştırmaya dayalı müfredat geliştirme çalıştırmaları çerçevesinde Mahoney  5. ve 6. sınıf öğrencilere “Fen ve Teknoloji derslerinde neler öğrenmek ve okumak istersiniz” başlığı altında bir soru soruduğunda, öğrencilerden alınan cevapların çokluğa göre izlediği sıra; elektrik, yıldızlar, radyo, ısınma, gezegenler, ay, güneş, bitkiler, rüzgar, yerçekimi, hava, uçak, dünya,... şeklinde olmuştur. Graig’de benzer bir çalışmayı köy çocukları üzerinde yaptığında sıralamanın; kuşlar, yıldızlar, güneş, su, ay, dünya,... şeklinde olmuştur.  Her iki çalışmadaki ortak nokta öğrenci ilgisinin “Güneş” , “Ay” ve “Yıldızlar” üzerine odaklanmış olduğudur. 1945 yılında Baker tüm bu çalışmalara paralel olarak “Hayvan ve bitki yaşamına gösterilen ilginin 3. ve 5. sınıfa doğru yükseldikçe dikkat çekecek şekilde azaldığını; diğer taraftan başta astronomi kavramları olmak üzere dünya, hava olayları gibi konulara karşı olan ilginin arttığı” sonucuna varmıştır. Günümüzde benzer soruları öğrenciler yönelttiğimizde benzer eğilimlerin görmekteyiz.

Bu eğilimlere cevap verecek ve fen öğretimini bir çekim merkezi yapacak niteliğe sahip Fransa da 1975 (CLEA), ABD’de 1980 (STAR) projeleri hayata geçirilmiştir. Bu yıllarda kalkınmanın temelinin fen ve teknoloji eğitiminden geçtiğine inanan ülkelerde bu tip bir eğilim varken, ülkemizde ise tersine bir süreç başlamış 1974 yılına gelindiğinde Astronomi eğitimi zorunlu ders olmaktan çıkarılmış ve seçmeli konuma getirilmiştir. Günümüzde ise astronomi konuları maalesef Fen Bilgisi, Fizik ve Coğrafya dersleri içerisine serpiştirilmiş ve çoğunluklada hiç Astronomi eğitimi almamış Fizik, Coğrafya ve Sınıf Öğretmenliği mezunu öğretmenler tarafından yürütülmektedir. Ortaya çıkan problemlerin çözümü noktasında, biz fen eğitimcilerine önemli görevler düşmektedir.

Diğer taraftan, Uzay ve dolayısıyla Astronomi kavramları konusunda toplumsal bir heyecan uyandırma noktasında ülkemizde de TUBITAK, Amatör Astronomi Toplulukları, Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümleri ve TÜRKSAT gibi kurum ve kuruluşlar önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Bu güzel çalışmalardan bir tanesini de, Amasya Bilim ve Sanat Merkezi ile TÜRKSAT’ın işbirliği ile yapmış olduğu işbirliği neticesinde geçen hafta gerçekleştirildi. Yavuz Selim Meydanında maket bir uydu üzerinde uyduların çalışma prensipleri ve görevleri konulu ilköğretim öğrencilerine yönelik olarak yapılan bilgilendirmelerden sonra, Kültür Merkezinde ise ülkemizdeki uydu ve uzay çalışmaları konuları üzerine odaklı bir konferans verildi. Gerek meydanda, gerekse Kültür merkezindeki konferansta öğrencilerin anlatılanlara, ekranda akan her bir slayda heyecanlı bakışları ve uzay konusunda hazırlamış oldukları resimler görülmeye değerdi. Meydanda bulunan ve salonu dolduran öğrencilerin sorduğu sorular ve konuya programın başından sonuna kadar gösterdiği ilgi yukarda bahsettiğimiz bilimsel araştırmalarda sorulan “Fen ve Teknoloji derslerinde neler öğrenmek ve okumak istersiniz”  sorusuna 2007 yılında Amasya dan verilen bir cevap niteliğindeydi. Bu tür bir talep, tarihleri Ali Kuşcu, Uluğ Bey gibi eşsiz Astronomları yetiştirmiş bir milletin ve yakın tarihimizde “İstikbal Göklerdedir!” diyen Atatürk gençliğinin hakkıdır sanırım. Bu noktada, “Yeteneklerin Buluştuğu Nokta” sloganı ile 2002 yılında hizmete açılan Amasya Bilim ve Sanat Merkezi idarecileri, öğretmenleri ve öğrencileri başta olmak üzere bu tür bir etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese teşekkürü bir fen eğitimcisi olarak bir borç olarak hissediyorum.

 

*Doç. Dr. Metin ORBAY-Amasya Üniversitesi-Eğitim Fakültesi (morbay@omu.edu.tr)

 

 

 

 Ana Sayfa